Bilmem tanıyanınız var mı? PİNHANİ’yi… Ben de kısa bir süre önce tanıdım genç ve yetenekli bu müzik grubunu. Web siteleri aracılığıyla ulaştım onlara ve sitemde tanıtmak istediğimi onlar için uygun olup olmadığını sordum. Beklediğim gibi bir cevap geldi. ”Olumlu ya da olumsuz herşeyi yazabileceğimi, yoruma açık bir grup olduklarını” yazmışlar.
Bu arada Pinhan’nın anlamı “saklı” demek.
Albümün ilk parçasını sevgilim dinletti. İstanbul’da gerçekten güzel bir parça. İnsan dinledikçe İstanbul sokaklarında tek başına geziyormuş gibi oluyor. Galata köprüsü, istiklal, beyoğlu… kocaman bir kalabalığın ortasında yalnız dolaşmaya çıkıyor. Albüm parçalarını dinlerken bir özlem duyuyorsunuz, hüzüleniyorsunuz, gülümsüyorsunuz… İyi müzik yaptıkları kesin.
Grubun vokalisti ve ritim gitaristi Sinan Kaynakçı, 1979′da istanbul’da doğmuş. Çağaloğlu Anadolu Lisesi’nden 1998 yılında mezun olmuş. Müziğe de bu okulda başlamış. 1995 yılında yan flüt ve gitar çalmayı öğrenmiş. 2001-2003 yılları arasında “van basten” grubuyla beyoğlu barlarında canlı müzik yapmış. Bu yıllar arasında kendi parçalarını yazmaya başlamış. Farklı hedefleri nedeniyle gruptan ayrılmak zorunda kalmış. 2004 yılı sonunda zeynep’le kaydettikleri demoyu Akın Eldes’e dinletmişler ve ortaya güzel bir albüm çıkmış.
Grubun vokalisti ve bas gtaristi Zeynep Eylül Üçer, 1985′te istanbul’da doğmuş. 1991-1997 yılları arasında TRT İstanbul Çocuk Korosu’nda şarkı söylemiş. 1 yıl sonra Antalya’ya tanınmışlar. Antalya koleji’nde okumuş ve okulu adına 2.ligde uzun süre basketbol oynamış. Sinan’ın ona hediye ettiği bas gitarla aktif müzik yaşantısı da başlamış. Müzik öğretmeni olan annesinden solfej ve armoni dersleri almış.
Pinhani – Ayça Şen Radikal’de Pinhani için yazmış
Bir aksamüstü radyoda oturuyordum. Derken eskiden Radyo Eksen’de staj yaptigi ve pirlanta gibi bir çocuk oldugu söylenen Sinan’i tanistirdilar. Sinan, nasil anlatilir, öyle iddiasiz, anlayamayacagim kadar saygili, sanki müzik degil de bir yardim kurulusu için kermes hazirliyormus ve kermesin geliri mesela kimsesiz çocuklara verilecekmis gibi sakin sakin albümü verdi ki, eskiden olsa bu kadar iddiasizlik karsisinda dinlemeden bir kenara koyacagim albümü merak edip hemen ’sidi pileyira’ koydum. Daha ilk sarkinin “intro” tabir ettigimiz 10 saniyelik bölümünden radyoya verip dinleyicilerle birlikte ilk kez dinledim. O kadar samimi, içini buran naiflikte romantik ve sakindi ki, neredeyse albümün bana geldigi üç haftadir sürekli Pinhani’yi dinliyorum. (Aslinda tam bir manita albümü, bizim manitayla dinliyoruz. Ama yine de isin suyunu çikarmamak için çogul konusmayacagim. Hatta bizim için özel olan bu albümü kimseyle paylasmak bile istemedik ama sonra Pinhani’ye artik elimizden ne geliyorsa yapalim dedik.)
Ilk sarkinin lezzetinden uzun süre diger sarkilara elim gitmedi. Artik o kadar dinledim ki birinci sarkiyi, ikinciye geçmek zorunda kaldim. Nasil olsa ikinciyi begenmez, zirt, zirt diye diger sarkilari introdan kese kese dinlemeden geçerdim. Çünkü bilirsiniz, birçok albüm birinci sarkidan sonra tirt çikar, ya da “ayni adi tasiyan” konsepti disindaki sarkilardan sonra dinleyecek bir sey bulamazsiniz.
Ikinci sarkiya geçtikten sonra ayni hizla içine çekti ve üçüncü ve dördüncü ve besinci derken, kelimenin tam manasiyla “bos yok” dedirtti.
Bu aralar mesela altinci sarkiyi dinliyoruz:
“Sevmezdim okulu sevmezdim / Okudum yillarca hep okudum / Okumaktan boynumu büktüm yoruldum / Bilmezdim adimi bilmezdim /Aradim her sehirde aradim / Kostum dere tepe astim dolastim / Kimin ugruna, ne ugruna / Herkes kösesini kapmis / Iyi ama ben nasi büyük adam olucam / Bir tek seni bana çok gördü dünya / Iyiler bu savasi kaybetmis / Peki ben nasi büyük adam olucam / Kötü olmak seni geri getirir mi acaba.”
“Pinhan” gizli demek. Pinhani de “gizliler” zaar. Pinhani, dedelerinin siir yazarken kullandigi rumuz. Isimleri gibi gizliler; öyle ortalikta seyirtmiyorlar. Sinan ve kuzeni Zeynep sarkilari söylemis; üzerlerinde annelerinin aldigi setlant kazaklar var, tipki Yildiz Teknik’e mesela Edirne’den gelen ve yurtta kalan ögrenciler gibi. Ama kilim desenli Anadolu rakçilar degiller. Hatta grupta iki baba isim var: Akin Eldes ve Cem Aksel. Sinan Kaynakçi sözleri ve besteleri yazmis, Zeynep Eylül Üçer geri vokallerini yapmis. Akin Eldes ve Can Aksel de öyle hani ‘piyasa’ tabir ettigimiz ve “Profesyonel olmazsa, arkasinda parasal kodamanlari yoksa ben bu ise girmem,” demeyen agabeyler. Her sey dört dörtlük. Akin Eldes yine öttürüyor. Yormuyorlar, hava atmiyorlar. Bütün kizlarla sevisme vaatleri vermiyorlar. Seviyorlar, seviliyorlar, sarkilarda da bunu belli ediyorlar. Sinan zaten dedi: “Sarkilarin hepsini manitaya yaptim,” dedi.
Ay çok güzel bir albüm aaayyy: Pinhani’den, Inandigin Masallar
Toplumuzun arabeskleştiği bir dönemde hızır gibi yetişip iyi müziğin ne demek olduğunu gösterdiler. Yolunuz açık olsun.
Pinhani’den üç güzel parça dinlemek isterseniz www.pinhani.com‘a tıklayabilirisiniz.