Melodram sözcük olarak Yunanca “şarkı” anlamına gelen melo- kökü ile gene Yunanca “hareket” anlamına gelen dram sözcüklerinin birleşiminden türetilmiştir. Etimolojik olarak “müzikli dram” ya da “müzikli oyun” anlamına gelen melodram sözcüğü, dramatik anlamda da müzik ile dramın türevi olarak karşımıza çıkar. Melodramın tarihsel gelişimini izlemek için Antik Yunan tiyatrosuna uzanmak gerekir. Antik Yunan tragedyasında korobaşı ile oyun kişisi arasında geçen ve şarkı olarak seslendirilen bölümler diyalogtan farklıdır. Bu bölümler melodramın ilkel halidir. Bu yönü ile ele alındığında, dramın lirik-dramatik parçası olan melodramın, sadece Antik oyunların değil aynı zamanda ortaçağ dinsel oyunlarının da tamamlayıcı bir bölümü olarak varlığını sürdürdüğünü görürüz. Hemen hemen bütün Avrupa dillerinde aynı sözcükle ifade edilen melodram, modern anlamda da ilk olarak gene müzikal bir terim olarak karşımıza çıkar. 18. yüzyıl İtalya’sında “melodrama” sözcüğü “opera”yı da içine alan bütün müzikli oyunları tanımlamak için kullanılmıştır. Melodram terimi, ancak 19. yüzyıl başlarında yeni bir anlam kazanmaya ve bugün melodram olarak adlandırdığımız dramatik türü ifade etmeye başlamıştır. Bu yönüyle melodram, 19. yüzyıl başlarında popüler olan, ahlaksızlığın bozguna uğratıldığı, erdemin zafer kazandığı, genellikle duygusal, nadiren şiddete yer veren, kimi zaman komik sahnelerle kesintiye uğrayan ve genellikle temsil boyunca kimi bölümlere eşlik eden müzikle birlikte sunulan oyunları tanımlar. Melodram türünün gelenekselleşmesiyle, bu tür oyunlarda karşımıza belli kalıplar çıkmaya başlar. Oyun kişilerine bakıldığında aşağıda verilen kalıp tiplerin değişmez olduğu görülür; *Eziyet edilen kadın kahraman, Yanlış anlamaya maruz kalan ana kahraman, Vicdansız kötü adam. Melodram türü oyunlarda oyun kişileri genellikle düz bir çizgide, gelişimden yoksun olarak çizilir.